29 Mayıs 2007 Salı

nefret notları


1. Sen, her şeyi bildiğini düşünen, beni tanıdığına emin olan, sana karşı neler düşündüğümü yalan yanlış atıp tutan,
Git kendine bir uğraş bul çünkü bu çabaların ne beni üzüyor, ne düşündürüyor ne de en ufak bir etki yaratıyor. Bu tür gereksiz davranış ve hakaretlerinle tek yaptığın kendini olduğundan daha da düşük bir konuma çekmek ve zavallı, acınası bir varlık olduğunu kanıtlamak. Acıyorum sana.

2. Sevgili bebe,
İlkokul davranışlarına tahammülüm yok. Abuksubuk hakaretler, atıp tutmalar, olaydan alakasız bir insana "aha bak bu o" diye göstermeler ... iç çektim ... üzücü. Yeni insan tanımak her zaman hoşuma gider ama bu aralar tanıştığın çoğu insan nedense insandan çok mikrobik organizma halini alıyor.

3. Ve sen 'her şey benim gibi olmalı eğer olmazsa seni kırmaya çalışırım' tavrındaki insan modeli,
Her şey senin istediğin gibi olmayacak, keşke olsa da mutlu olup çeneni kapatsan - ama üzgünüm olamaz. Bu yüzden de biraz olgunlaş ve beklentilerini tamamen 'ben' merkezli yaratma. Dünya ne senin, ne de benim etrafımda dönüyor - azıcık tahammül etmeyi öğren.

fotoğraf: ankaradabalikekmek.deviantart.com

22 Mayıs 2007 Salı

aa ne kadar ayıp

cem diye bi mal sevdim

yaşı gelmiş 30a


kalbi kiremetten oyma

tek anladığı şey lagaralugara


aptal aptal gezinir

onu bunu eleştirir

kendine geldiğinde o tanrının ta kendisidir.


hayatı yalanlarla dolu,

götü vurmuş tavana


aklı sadece bi parça bok,

nasıl olsa karı kız peşinde

yormaya gerek yok.


“pankız bizde böyle”

her hatasının eksikliğinin

başarısızlığının bahanesidir.


odası denen yer aslında dünya kerhanesidir -


Dracula gibi olmak ister ama

kendinden başkasını umursamaz -

onları üzer biçer siker siler


hayatı bundan ibarettir

yakında da biter.

20 Mayıs 2007 Pazar

mızmızlanmadan


Uzun zamandır bu blog denen çılgınlığa çok karşıydım. Ağızı
olan konuşuyor durumuna çevirdiler bunu da dedim - ama sonradan farkettim ki konuşmak mühim değil, önemli olan dinlenmek ve bir insanın dinlenmeye (okunmaya) değer bir blogu yoksa 'konuşuyor' olmaz - monolog olur belki. Bir yandan da blog olayının çok da yararlı birşey olduğunu düşünüyorum. Bazen insan sesini duyarmak ister ama bunu yapamaz - blog bunu değiştirdi. Yayınlanmak için artık belirli maddelere uygun olman, yada zengin olman, yada torpilli olman gerekmiyor. O halde ne mutlu kaliteli blog yazıyorum diyenlere. Hayırlı olsun bana da - e biraz da sana yani evet sen- okuyan insan.


Daha ilk günden yazı kusması yapmak istemiyordum aslında - ama denk geldi- doluyum biraz çıkarmak lazım. İlk olarak bunu belirtmek isterim ki, hoşuma gitmiyor sorunlu insan izlenimi yaratmak ama herkesin kendine göre sorunları var, benim de bunu inkar edemem - ama benim burada bahsettiğim, onaylamadığım her şey benim için bir sorun değil - sen nasıl bamya yemeğini beğenmiyorsun, ama senin için sorun olmadığını biliyorsun - bu onun gibi birşey.

Evet konumuz hayaller. Açın defterinizi. Şimdi de hayal kırıklarınızı düşün...en küçük hayal kırıklığını (canın bütün gün süt istemiş dolabı açıp sütü kafana dikiyorsun ve o kokuyla tat süt içmeyi hayal ettiğine bile pişman ettiriyor)...düşün...en büyük hayal kırıklığını (sevdin birini. çok sevdin belki de. hayallerini kurdun kesinlikle. içinde o vardı, sen vardın, daha tanışmadığınız insanlar vardı. ve hayalin on saniyesinin bile gerçekleşmediğini ve asla gerçekleşemeyeceğini farkediyorsun)...düşündün mü? İnsanın 'hayaller olmasın' diyesi geliyor. Bunu gerçekleştirebiliyor mu ama kimse? O kadar hayal kırıklığına rağmen kim bilir hala kaç hayalin var aklında olmasını beklediğin ... yada korku içinde acıyla asla olmayacağını farketmeyi beklediğin kaç tane...hayaller..in var.

Hayal kurmaktan çok hayal kırıklığına uğruyorum ben artık. Saf çocuk olsaydım hala da bilmeseydim aslında hiç olmayacaklarını ve pes etmeden her gün yeni hayaller kurabilseydim. Ama bitti, artık farkındayım: hayal kurmak hayal kırıklığın başlangıcıdır. Hayal kurmazsam en azından bir şey daha kurtulur kırılmaktan. Kalbin kırılırken, gururun kırılırken - hayaller kırılamaz - çünkü yoklar.

Bugün de hayal kırıklığına uğradım. Yeterince güçlü olamıyorum ben, hayallerimi durduramıyorum. İster istemez, elimde olmadan yaratıyorum bu hayalleri ve sonra kırılınca onlar 'yine mi yaptım?' diye yadırgıyorum kendimi. Belki de en büyük zayıf noktam bu, hayalci olmam.

Biterken çalan şarkı: Özver Yılmaz- belki

Belki de çok düşündüm
Belki de çok düzüldüm
Belki de çok usandım
Belki de çok uslandım

Özver Yılmaz, Deli Gömleği'nin vokali, aynı zamanda da Cemiyette Pişiyorum'da çalıyor. Şiddetle tavsiye ediyorum hem Özver Yılmaz'ı, hem Deli Gömleği'ni hem de Cemiyette Pişiyorum'u.